Kadınlar hayatlarında ki köklü değişikliklerden sonra aynı tepkileri veriyor genellikle...Alış verişe çıkıyorlar asla giymeyecekleri şeyler satın alıyorlar,saç modellerini değiştiriyorlar.Arkadaşlarına ve ailelerine sığınıyorlar...
Kadının son on beş yılı ani bir terk edilişle bittiği için aynı evrelerden geçti.Asla sevmediği bir renkte terlik aldı ama alış verişi abartmadı -çünkü cüzdanını depresyonundan daha çok seviyordu-, saç kestirmeye gitti ama kesenin işine o kadar çok karıştı ki kuaför aynı modelin kısasını yapmakla yetindi -kadın hala arayışta sanırım kızılı deneyecek.- Çevresindeki kadınlarla birlikte kadın dayanışması şeklinde sevgili eski sevgilisine attı tuttu...
Sonra bir dostunu aramak istedi.Onu çok önceden de bilen birini.Eskilerden birini;
Aynı memleketli iki bünye aynı şehirde üniversiteyi kazanır.Biri kadındır biri erkek...Yeri gelir birbirlerinin dert ortağı olurlar,yeri gelir birbirlerinin kardeşi olurlar,yeri gelir birbirlerinin kollayıcısı olurlar.Arkadaşlıkları hiç sarsılmaz.
Hayat devam eder, yollar ayrılır ara sıra görüşseler de farklı izleri takip ederler.
Sonra bir gün kadının hayatı kökünden sarsılınca, sayısı çok da fazla olmayan dostlarına sığınır, arkadaşı çağrıyı cevapsız bırakmaz, buluşurlar.Sanki araya zaman girmemiş gibi kaldıkları yerden devam eden bir yemek yerler.Kadın konuşur erkek susar, söylenecek çok bir şey yoktur olan olmuştur.Erkek konuşur kadın susmaz akıllar verir.
Akşamın bir yerinde kadın keşke zamanında şöyle yapsaydım böyle yapsaydım bugün böyle olmazdı diye hayıflanırken eski dost kadının o güne kadar bir çok kez duyduğu ama bir türlü idrak edemediği bir cümle sarf eder:"Böyle düşünme,dur ve sadece önüne bak"
Nedendir bilinmez kadın bunu dün geceden beri düşünüyor.Düşündüğünü de en iyi ben biliyorum.Çünkü o benim.
Bence...
Eski dostum iyi yolculuklar...
Öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Ağustos 2014 Çarşamba
3 Mayıs 2013 Cuma
Kış Uykusundan Uyanmak...
Bahar geldi geçiyor...Ben daha yeni kendime gelebildim...Bir sıkıntı,bir stres,bir yoğunluk niye bilmem günler öylece geçti ben debelendim sadece...
Ocak yeni yıl başladı bakalım nasıl geçecek demekle,şubat hastalıklarla,mart sorunlarla,nisan ise değişikliklerle geçti benim için...
Umuyorum mayıs iyi geçecek...
Ocak'ta;Bu kışın en soğuk günlerini yaşadım...
Şubat'ta;Bu kışın son gribini geçirdim...
Mart'ta;Bu kışın son salebini içtim...
Nisan'da;Bu yazın ilk açık hava kahvaltısına gittim...
Mayıs'ta;Bu yazın ilk tatiline çıkıyorum...
Haziran'da;????
Bakalım yaşayıp göreceğiz...
Bence;
Haftaya Kuzey Kıbrıs izlenimlerimle sizinleyin bekleyin...
6 Ağustos 2012 Pazartesi
Yaşlılara İtinayla Yer Verilir!!!!
Sakar mısınız?Ben öyleyim...
Bol bol düşerim,ayakkabımı bağlamak için eğildiğimde kafamı duvar,ayna ne varsa yakında çarparım,elimi kolumu bir yerlere vururum vs. vs. artık öyle alıştım ki acımıyor bile, ama bir seferinde öyle bir şey yaptım ki;
Efenim tarih üniversite yılları, sabahın köründe otobüsteyim kucağımda kitaplarım uykuyla uyanıklık arasında gidip geliyorum tam o sırada duraktan yaşlı mı yaşlı ufak tefek bir amca bindi, ben tabi onu görür görmez ayağa kalkıp yer verdim, amca oturmak için hamle yaptı bende yolundan çekilmek için ve tam o sırada otobüs hareket etti.Benimde bir elimde kitaplar var diğer elimle bir yere tutunayım diye elimi bütün gücümle savurunca haşmetli bir osmanlı tokadı şeklinde amcanın yanağına yapıştırdım.Ama ne vurmak beş parmağımın izi çıktı yanağında, zavallım elini yanağına götürüp ahladı, ben utanç içinde özür dilemeye çalışırken amca duruma açıklık getirdi.
"Ben oturmasam da olur..."
Bence,
Ben hala üzülürüm amcanın haline, ama bütün otobüs iyi eğlenmişti...
Bol bol düşerim,ayakkabımı bağlamak için eğildiğimde kafamı duvar,ayna ne varsa yakında çarparım,elimi kolumu bir yerlere vururum vs. vs. artık öyle alıştım ki acımıyor bile, ama bir seferinde öyle bir şey yaptım ki;
Efenim tarih üniversite yılları, sabahın köründe otobüsteyim kucağımda kitaplarım uykuyla uyanıklık arasında gidip geliyorum tam o sırada duraktan yaşlı mı yaşlı ufak tefek bir amca bindi, ben tabi onu görür görmez ayağa kalkıp yer verdim, amca oturmak için hamle yaptı bende yolundan çekilmek için ve tam o sırada otobüs hareket etti.Benimde bir elimde kitaplar var diğer elimle bir yere tutunayım diye elimi bütün gücümle savurunca haşmetli bir osmanlı tokadı şeklinde amcanın yanağına yapıştırdım.Ama ne vurmak beş parmağımın izi çıktı yanağında, zavallım elini yanağına götürüp ahladı, ben utanç içinde özür dilemeye çalışırken amca duruma açıklık getirdi.
"Ben oturmasam da olur..."
Bence,
Ben hala üzülürüm amcanın haline, ama bütün otobüs iyi eğlenmişti...
3 Ağustos 2012 Cuma
Bir Başkadır İzmir Geceleri...
İzmir'e gittiniz mi?Ben bu yazıda ki olayların vuku bulduğu tarihe kadar hiç gitmemiştim...
Daha öncede bir yazıda bahsetmiştim -çok romantik- sevgilimden,geçenlerde bir muhabette herkes nasıl tanışıp çıkmaya başladıklarını anlatıyor filan bize de sordular tabii oradan düştü aklıma cümle alemle paylaşıp vaktinizi alayım dedim....
Tanışma başka hikaye tabii onu bir dahaki yazıya saklıyoruz şimdi teklif:
Efenim o zamanlar tanışalı bir ayı filan yeni geçmiş arkadaşda hoşlanma başlamış ben ise ne hoş çocuk durumundayım neyse tesadüfen hafta sonu için birbirimizden habersiz İzmir'e gelme planı yapmışız,aynı ortamda konuşulunca beraber gidelim beraber dönelim dedik yolda arkadaş oluruz birbirimize diye,gerçekten bir cuma gecesi bindik otobüse düştük yola ama mevsimlerden şubat ve ben nasıl üşütmüşüm;ben hapşırdıkça garibim "Çok yaşa" diyor bende yanıtlıyorum "Hep beraber"...
Aksıra tıksıra arada konuşa konuşa vardık İzmir'e ayrıldık.Fakat öncesinde sözleştik akşam görüşelim diye neyse akşam oldu ben grubumu topladım o grubunu topladı Kordon'da bir barda buluştuk.Bir ara bana biraz dışarı çıkıp hava almayı önerdi bende kabul ettim çıktık dışarı...
Aylardan şubat yıl 90'ların sonu Kordon denen yer yeniden düzenlendiği için deniz tarafı moloz,taş toz toprak yığını altında benim ki tutturdu hadi deniz kenarına gidelim diye;İyi tamam gidelim de zaten hastayım ayakta zor duruyorum ondan vaz geçtim, var ayağımda boyumu yedi cm uzatan topuklu, önümde inşaat; neden gitmek istediğini de söylemiyor.Neyse düşe kalka vardık denizin kenarına o zaman itiraf etti deniz kenarında yıldızların altında benimle konuşmak istediğini.
Niyet iyide ortalık öyle karanlık ki denizi görmek mümkün değil,hava bulutlu bir tane yıldız yok,ben tozun toprağın içinde zor ayakta duruyorum,ağır gribim zaten olayın yarısından kopmuşum ama yinede teklifin güzelliğini yakalayınca tamam kızım dedım.Ve kabul ettim...
Allahtan şanslıydık ki bir çukura filan düşmeden yine yola çıkabildik...
Bence;
Kime hep beraber dediğinizi iyi seçin, biz hala beraberiz...
Daha öncede bir yazıda bahsetmiştim -çok romantik- sevgilimden,geçenlerde bir muhabette herkes nasıl tanışıp çıkmaya başladıklarını anlatıyor filan bize de sordular tabii oradan düştü aklıma cümle alemle paylaşıp vaktinizi alayım dedim....
Tanışma başka hikaye tabii onu bir dahaki yazıya saklıyoruz şimdi teklif:
Efenim o zamanlar tanışalı bir ayı filan yeni geçmiş arkadaşda hoşlanma başlamış ben ise ne hoş çocuk durumundayım neyse tesadüfen hafta sonu için birbirimizden habersiz İzmir'e gelme planı yapmışız,aynı ortamda konuşulunca beraber gidelim beraber dönelim dedik yolda arkadaş oluruz birbirimize diye,gerçekten bir cuma gecesi bindik otobüse düştük yola ama mevsimlerden şubat ve ben nasıl üşütmüşüm;ben hapşırdıkça garibim "Çok yaşa" diyor bende yanıtlıyorum "Hep beraber"...
Aksıra tıksıra arada konuşa konuşa vardık İzmir'e ayrıldık.Fakat öncesinde sözleştik akşam görüşelim diye neyse akşam oldu ben grubumu topladım o grubunu topladı Kordon'da bir barda buluştuk.Bir ara bana biraz dışarı çıkıp hava almayı önerdi bende kabul ettim çıktık dışarı...
Aylardan şubat yıl 90'ların sonu Kordon denen yer yeniden düzenlendiği için deniz tarafı moloz,taş toz toprak yığını altında benim ki tutturdu hadi deniz kenarına gidelim diye;İyi tamam gidelim de zaten hastayım ayakta zor duruyorum ondan vaz geçtim, var ayağımda boyumu yedi cm uzatan topuklu, önümde inşaat; neden gitmek istediğini de söylemiyor.Neyse düşe kalka vardık denizin kenarına o zaman itiraf etti deniz kenarında yıldızların altında benimle konuşmak istediğini.
Niyet iyide ortalık öyle karanlık ki denizi görmek mümkün değil,hava bulutlu bir tane yıldız yok,ben tozun toprağın içinde zor ayakta duruyorum,ağır gribim zaten olayın yarısından kopmuşum ama yinede teklifin güzelliğini yakalayınca tamam kızım dedım.Ve kabul ettim...
Allahtan şanslıydık ki bir çukura filan düşmeden yine yola çıkabildik...
Bence;
Kime hep beraber dediğinizi iyi seçin, biz hala beraberiz...
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Tatildeyim...
Tatile çıktınız mı?Ben çıktım...
Ve tıpkı geçen seneki gibi internet hayatımda tatile çıkmış durumda...İşte arada sırada kaçak göçek girip sanal hayat koklayıp çıkıyorum;o sebeple herkese iyi tatiller tatil dönüşü görüşelim...
Bence;
Denizde kalın...
Ve tıpkı geçen seneki gibi internet hayatımda tatile çıkmış durumda...İşte arada sırada kaçak göçek girip sanal hayat koklayıp çıkıyorum;o sebeple herkese iyi tatiller tatil dönüşü görüşelim...
Bence;
Denizde kalın...
25 Haziran 2012 Pazartesi
Sıcak!....Çok Sıcak!....
Sizin içinde hava sıcak mı?Eminim sıcaktır....
Bütün Nisan ve Mayıs ayı boyunca "Ama hadi havalar ısının artık" diye söylenmem aklıma geliyorda şimdi o günleri mumla arıyorum.Çünkü havalar öyle ısındı ki insan burnunun ucunu dışarıya çıkartamıyor.Demin radyoda spiker sıcak havaları tarif ederken klimanın yetersiz kaldığı sıcak dedi, kesinlikle aynı fikirdeyim şu anda bile son hız çalışan klimanın önündeyim bana mısın demiyor öylae sıcak yani...
Tabii bunda ülkenin en sıcak kentlerinden birinde yaşamanın da etkisi yok değil;geçen gün bir iş için öğle vakti dışarı çıkmak zorunda kaldım,bindiğim toplu taşıma aracında yanıma oturan eleman almış buz gibi bir içecek hüplete hüplete içiyor.Bir ara kendimi elindeki içeceği kapsam ne yapar ki diye düşünürken yakaladım, neyse çabuk indide kurtuldu...
Bence;
Yok bence filan, öylesine yazdım işte hava düşünmek için bile çok sıcak...
Bütün Nisan ve Mayıs ayı boyunca "Ama hadi havalar ısının artık" diye söylenmem aklıma geliyorda şimdi o günleri mumla arıyorum.Çünkü havalar öyle ısındı ki insan burnunun ucunu dışarıya çıkartamıyor.Demin radyoda spiker sıcak havaları tarif ederken klimanın yetersiz kaldığı sıcak dedi, kesinlikle aynı fikirdeyim şu anda bile son hız çalışan klimanın önündeyim bana mısın demiyor öylae sıcak yani...
Tabii bunda ülkenin en sıcak kentlerinden birinde yaşamanın da etkisi yok değil;geçen gün bir iş için öğle vakti dışarı çıkmak zorunda kaldım,bindiğim toplu taşıma aracında yanıma oturan eleman almış buz gibi bir içecek hüplete hüplete içiyor.Bir ara kendimi elindeki içeceği kapsam ne yapar ki diye düşünürken yakaladım, neyse çabuk indide kurtuldu...
Bence;
Yok bence filan, öylesine yazdım işte hava düşünmek için bile çok sıcak...
15 Şubat 2012 Çarşamba
Neden?Neden?Neden?
Hiç merak ettiniz mi?Ben ettim...
Neden işe hep vaktinde gelirken sadece bir defa geç kaldığınızda patronun erken geleceği ya da arayacağı tutar?
Neden yoğurtların son kullanma tarihleri hep kapakta değilde altındaki ilk attığınız kağıttadır?
Neden eski sevgilinizin yeni sevgilisi hep sizden zayıf ve güzeldir?
Neden durakta beklediğinizde gelmeyen otobüs beklemediğinizde peşpeşe gelir?
Neden bütün lezzetli şeyler kilo aldırır?
Neden topuklu ayakkabı giydiğinizde düşersiniz?(en azından ben)
Neden kalın giydiğinizde sıcak,ince giydiğinizde soğuk hava olur?
Neden yağmur hep şemsiyeniz yanınızda yokken yağar?
Neden bazı akşamlar izlemek istediğiniz bütün programlar çakışır da bazı akşamlar izleyecek hiç bir şey bulamazsınız?
Bence;
Ben bilmiyorum bilen varsa bana da söylesin...
Neden işe hep vaktinde gelirken sadece bir defa geç kaldığınızda patronun erken geleceği ya da arayacağı tutar?
Neden yoğurtların son kullanma tarihleri hep kapakta değilde altındaki ilk attığınız kağıttadır?
Neden eski sevgilinizin yeni sevgilisi hep sizden zayıf ve güzeldir?
Neden durakta beklediğinizde gelmeyen otobüs beklemediğinizde peşpeşe gelir?
Neden bütün lezzetli şeyler kilo aldırır?
Neden topuklu ayakkabı giydiğinizde düşersiniz?(en azından ben)
Neden kalın giydiğinizde sıcak,ince giydiğinizde soğuk hava olur?
Neden yağmur hep şemsiyeniz yanınızda yokken yağar?
Neden bazı akşamlar izlemek istediğiniz bütün programlar çakışır da bazı akşamlar izleyecek hiç bir şey bulamazsınız?
Bence;
Ben bilmiyorum bilen varsa bana da söylesin...
22 Ocak 2012 Pazar
Ben bir yıldızım!!!Acaba?
Film izlemeyi severmisiniz?Ben bayılırım...
Güneşli bir havaya sahip olan ama benim için sıkıntılı bir pazar günü hayal gücüm yelken açtı ben bir filmin yıldızı olabilirmiydim diye(beni tanıyanlar lütfen kendinize hakim olun ve gülmeyin)?...
*Dizilerde,filmlerde insanlar çantalarını alırlar ve evden çıkarlar...Ben çıkamam ki fırını kapattım mı?ütünün fişini çektim mi?telefonumu aldım mı?vs.vs...
*Hadi diyelim ki becerip sokağa çıktık;Hey taksi diye bağırmam kös kös en yakın durak nerede diye bakarım ne de olsa devir ekonomi devri...
*Oyuncuların evde olduklarında bile şık,bakımlı,makyajlı hallerini saymıyorum moralim bozuluyor...
*Yabancı olsun yerli olsun her türlü filmde kişiler restorana gider hesap geldiğinde şöyle bir bakarlar ceplerinden çıkardıkları parayı bırakır ve kalkarlar.Ben kalkamam;öyle ya hesap pusulasına bakılacak, menüdeki fiyatlar hatırlanacak,çabucak hesaplanacak,kaç su içilmiş sayılacak,hesapta olan ama açılmamış şişeler çantaya atılacak ohoooo....
*Ayrıca gizemli kalmayı da beceremem ki ben, hani olur ya kızı birşeyle suçlarlar (ya fakirdir,ya da bir yanlış anlaşılma sonucunu namusa bir hal olmuştur vs.vs) esas kız dinler ve vakur bir tavırla oradan ayrılır ben gidemem içimde kalır yoksa, söyler,sayar öyle giderim...
*Aynı sebepten aşk acısı bile yaratamam susmam çünkü halim derdim neyse söylerim ki çözelim yanlış anlaşma olmasın ama di mi?
Kıssadan hisse benden oyuncu olmazmış..
Bence:
Gidip bir kahve yapayım.Dizim başlıyor...
Güneşli bir havaya sahip olan ama benim için sıkıntılı bir pazar günü hayal gücüm yelken açtı ben bir filmin yıldızı olabilirmiydim diye(beni tanıyanlar lütfen kendinize hakim olun ve gülmeyin)?...
*Dizilerde,filmlerde insanlar çantalarını alırlar ve evden çıkarlar...Ben çıkamam ki fırını kapattım mı?ütünün fişini çektim mi?telefonumu aldım mı?vs.vs...
*Hadi diyelim ki becerip sokağa çıktık;Hey taksi diye bağırmam kös kös en yakın durak nerede diye bakarım ne de olsa devir ekonomi devri...
*Oyuncuların evde olduklarında bile şık,bakımlı,makyajlı hallerini saymıyorum moralim bozuluyor...
*Yabancı olsun yerli olsun her türlü filmde kişiler restorana gider hesap geldiğinde şöyle bir bakarlar ceplerinden çıkardıkları parayı bırakır ve kalkarlar.Ben kalkamam;öyle ya hesap pusulasına bakılacak, menüdeki fiyatlar hatırlanacak,çabucak hesaplanacak,kaç su içilmiş sayılacak,hesapta olan ama açılmamış şişeler çantaya atılacak ohoooo....
*Ayrıca gizemli kalmayı da beceremem ki ben, hani olur ya kızı birşeyle suçlarlar (ya fakirdir,ya da bir yanlış anlaşılma sonucunu namusa bir hal olmuştur vs.vs) esas kız dinler ve vakur bir tavırla oradan ayrılır ben gidemem içimde kalır yoksa, söyler,sayar öyle giderim...
*Aynı sebepten aşk acısı bile yaratamam susmam çünkü halim derdim neyse söylerim ki çözelim yanlış anlaşma olmasın ama di mi?
Kıssadan hisse benden oyuncu olmazmış..
Bence:
Gidip bir kahve yapayım.Dizim başlıyor...
15 Kasım 2011 Salı
Heyyy Taksiii!!!
Hiç reddedildiniz mi?Ben edildim...
Bir taksi şöförü beni bugün reddetti..Çünkü çünkü gideceğim yer çok yakınmış,trafik yoğunmuş gidemezmiş oraya...
Efenim olay şöyle gelişti;bugün akşam saatlerinde tam olarak 19:10 civarında güzide ülkemizin en modern şehirlerinden birinin en elit semtlerinden birindeydim.18:50'deki randevuma gecikmiş olduğumdan telaş içersinde taksiye bineyim dedim demez olaydım.Şöför gayet rahat bir tavırla alamam dedi.Yanlız dikkatinizi çekerim taksiye duraktan binmeye teşebbüs ettim adam sırada yani...
Neymiş efendim 3-5 liralık yolmuş geçen dolmuş-taksilere bineymişim...Şöfer Bey'e gayet kibar bir şekilde bu yaptığının yasal olup olmadığını sordum.Aldığım yanıt ise kibarlıktan biraz uzaktı."Git şikayet et istersen"
Ben azimli bir kibarlıkla yanıt verdim"Olur ederim tabii"
Sanırım kibarlığıma müteşekkür olup arabadan inip bana teşekküre gelmek istedi;tabii o bana hamle edince bende köşede park etmiş polis arabasına hamle ettim arkadaş nereye yöneldiğimi görünce ısrar etmedi uzaklaştı...Uzaklaşırken de son sözü söyledi "Soran olursa çalışmıyorum mazeretim var asabiyim"
Bence;
Uysal bir insan olarak bana söyleneni yapacağım nasılsa plakası elimde...
Bir taksi şöförü beni bugün reddetti..Çünkü çünkü gideceğim yer çok yakınmış,trafik yoğunmuş gidemezmiş oraya...
Efenim olay şöyle gelişti;bugün akşam saatlerinde tam olarak 19:10 civarında güzide ülkemizin en modern şehirlerinden birinin en elit semtlerinden birindeydim.18:50'deki randevuma gecikmiş olduğumdan telaş içersinde taksiye bineyim dedim demez olaydım.Şöför gayet rahat bir tavırla alamam dedi.Yanlız dikkatinizi çekerim taksiye duraktan binmeye teşebbüs ettim adam sırada yani...
Neymiş efendim 3-5 liralık yolmuş geçen dolmuş-taksilere bineymişim...Şöfer Bey'e gayet kibar bir şekilde bu yaptığının yasal olup olmadığını sordum.Aldığım yanıt ise kibarlıktan biraz uzaktı."Git şikayet et istersen"
Ben azimli bir kibarlıkla yanıt verdim"Olur ederim tabii"
Sanırım kibarlığıma müteşekkür olup arabadan inip bana teşekküre gelmek istedi;tabii o bana hamle edince bende köşede park etmiş polis arabasına hamle ettim arkadaş nereye yöneldiğimi görünce ısrar etmedi uzaklaştı...Uzaklaşırken de son sözü söyledi "Soran olursa çalışmıyorum mazeretim var asabiyim"
Bence;
Uysal bir insan olarak bana söyleneni yapacağım nasılsa plakası elimde...
12 Eylül 2011 Pazartesi
Bir Başkadır Ankara Geceleri...
Siz hiç Ankara'yı gece gördünüz mü?Ben gördüm...
Yıllar yıllar önce hani ben daha genç ve güzelken -epey zaman geçmiş aradan hay allah- erkek arkadaşım dedi ki "Bak seni çok güzel bir yere götüreceğim Ankara'yı gece haliyle izleyebileceksin" Safım ya sevine sevine düştüm yola AA oda ne azıcık gittik bir yolun başında durduk karşımızda bütün haşmetiyle Ümitköy'deki çevre yolu tamam ışıl ışılda Atakule filan bekleyen bir bünyeye tuhaf geldi dönüp baktım;benim ki sevine sevine "Bak dedi nasıl romantik di mi?"
Kıyamadım bıraktım mutlu olsun...
Bence;
Hala güzelim...
Yıllar yıllar önce hani ben daha genç ve güzelken -epey zaman geçmiş aradan hay allah- erkek arkadaşım dedi ki "Bak seni çok güzel bir yere götüreceğim Ankara'yı gece haliyle izleyebileceksin" Safım ya sevine sevine düştüm yola AA oda ne azıcık gittik bir yolun başında durduk karşımızda bütün haşmetiyle Ümitköy'deki çevre yolu tamam ışıl ışılda Atakule filan bekleyen bir bünyeye tuhaf geldi dönüp baktım;benim ki sevine sevine "Bak dedi nasıl romantik di mi?"
Kıyamadım bıraktım mutlu olsun...
Bence;
Hala güzelim...
16 Ağustos 2011 Salı
Koş Küçük Kardeş Koş...
Kardeşiniz var mı?Benim var...
Ama benden büyükler bu yüzden küçük kardeş dramını çok iyi bilirim.Bakkaldan ekmek mi alınacak koş küçük kardeş koş,kahve mi yapılacak hadi küçük kardeş koş mutfağa,sofra mı kurulacak,gazete mi getirilecek bilin bakalım kim koşacak?
Bide ne kadar büyürseniz büyüyün onlardan küçük kalacağınız için cevap veremezsiniz tartışamazsınız biraz uzatsanız mızmız olursunuz vs vs.
Ne demişler evin küçüğü olacağına git dağda...Neyse...
Bence;
Kaderimiz bu küçük kardeşler koşmaya devam...
Ama benden büyükler bu yüzden küçük kardeş dramını çok iyi bilirim.Bakkaldan ekmek mi alınacak koş küçük kardeş koş,kahve mi yapılacak hadi küçük kardeş koş mutfağa,sofra mı kurulacak,gazete mi getirilecek bilin bakalım kim koşacak?
Bide ne kadar büyürseniz büyüyün onlardan küçük kalacağınız için cevap veremezsiniz tartışamazsınız biraz uzatsanız mızmız olursunuz vs vs.
Ne demişler evin küçüğü olacağına git dağda...Neyse...
Bence;
Kaderimiz bu küçük kardeşler koşmaya devam...
11 Ağustos 2011 Perşembe
Otobüslerde Kum Torbası Hizmeti....
Şort giydiği için dayak yediğini söyleyen kızın haberini okudunuz mu?Ben okudum...
Olay zaten başlı başına yanlış bana göre genç bir kızın İstanbul gibi bir şehirde -ki bırakın burayı böyle bir zihniyetin Patagonya da bile yaşamaması gerekmektedir bana göre-şort giydiği için dövülmesi akıllara sığmayan bir olaydır...Kendinden daha zayıf birine sadece hayata bakış açılarınız farklı diye vurmak zavallıktan başka birşey değildir bu tartışılmaz bile...Beni etkileyen kızın anlattıkları oldu darp edildikten sonra polisi aramaya çalıştığında birisi uzanıp elini tutmuş ve boşver demiş milletin başını belaya sokma bırak millet evine gitsin ya da buna benzer birşeyler işte;Benim içimi dayak olayından daha acıttı.Bu nasıl bir bakış açısıdır genç bir kız birinden gözünün önünde dayak yiyor ve bir başkası buna boşver diyebiliyor bu nasıl bir vicdandır bu nasıl bir anlayıştır...Yani o biri -başka tabirlere terbiyem el vermiyor- kızı kolundan tutsa otobüsten indirse eşekten sudan gelinceye kadar dövüp bir köşede bıraksa bir otobüs dolusu insanın umru olmayacak yeter ki eve gitsinler...
Bu ne ya...Gerçi hergün dayak yiyen kadınları,taciz edilen kadınları,öldürülen kadınları okurken çocukluğumuzdan beri,"Kocanın vurduğu yerde gül biter","Dayak cennetten çıkmadır","Döverde severde" laflarıyla büyütülürken aman elalem ne der diye en sevdiklerimiz tarafından giyinmemeye,konuşmamaya,düşünmemeye yönlendirilirken alt tarafı bir kız yüzüne bir yumruk yemiş ne olacak ki...Giymeseymiş canım şort uzatmasaymış bacaklarını mazallah "Elalem ne der sonra?"
Merak etmeyin bakın elalem boşver de evimize gidelim diyor o zaman "Vurun K......!!!!"
Bence;
Olayı kınayın ve kınatın...
Olay zaten başlı başına yanlış bana göre genç bir kızın İstanbul gibi bir şehirde -ki bırakın burayı böyle bir zihniyetin Patagonya da bile yaşamaması gerekmektedir bana göre-şort giydiği için dövülmesi akıllara sığmayan bir olaydır...Kendinden daha zayıf birine sadece hayata bakış açılarınız farklı diye vurmak zavallıktan başka birşey değildir bu tartışılmaz bile...Beni etkileyen kızın anlattıkları oldu darp edildikten sonra polisi aramaya çalıştığında birisi uzanıp elini tutmuş ve boşver demiş milletin başını belaya sokma bırak millet evine gitsin ya da buna benzer birşeyler işte;Benim içimi dayak olayından daha acıttı.Bu nasıl bir bakış açısıdır genç bir kız birinden gözünün önünde dayak yiyor ve bir başkası buna boşver diyebiliyor bu nasıl bir vicdandır bu nasıl bir anlayıştır...Yani o biri -başka tabirlere terbiyem el vermiyor- kızı kolundan tutsa otobüsten indirse eşekten sudan gelinceye kadar dövüp bir köşede bıraksa bir otobüs dolusu insanın umru olmayacak yeter ki eve gitsinler...
Bu ne ya...Gerçi hergün dayak yiyen kadınları,taciz edilen kadınları,öldürülen kadınları okurken çocukluğumuzdan beri,"Kocanın vurduğu yerde gül biter","Dayak cennetten çıkmadır","Döverde severde" laflarıyla büyütülürken aman elalem ne der diye en sevdiklerimiz tarafından giyinmemeye,konuşmamaya,düşünmemeye yönlendirilirken alt tarafı bir kız yüzüne bir yumruk yemiş ne olacak ki...Giymeseymiş canım şort uzatmasaymış bacaklarını mazallah "Elalem ne der sonra?"
Merak etmeyin bakın elalem boşver de evimize gidelim diyor o zaman "Vurun K......!!!!"
Bence;
Olayı kınayın ve kınatın...
31 Temmuz 2011 Pazar
Sıcak Bir Yaz(ı)...
Yazı sever misiniz?Ben severim...
Severim ama sıcaklarını değil;Yazın rahatlığını hafifliğini severim...
Haziran geldi mi herkes bir rahatlar tatil moduna girer,daha neşeli huzurlu olur.Kavun karpuz çıksada yesek hayalleri başlar,tatil planları yapılır,pikniklere gidilir,balkonlara masa atılır.Karşı komşuyla sohbet başlar.Bütün evlerin içi dışındadır yazın.Kıyafetlerimiz bile mümkün olan en aza indirgenir ayaklarda bir özgürlük başlar.Astığınız çamaşırlar şıp diye kurur hadi yemekten sonra bir yürüyüş yapalım denir.
Dondurmanın mevsimidir yaz...
Gece geç saatlere kadar oturmanın,kısa kalp çarptıran ilişkilerin,denizin,kumların mehtap altında söylenen şarkıların mevsimidir yaz...
Tabii aynı zamanda,geceleri sıcaktan uyuyamamaların,cüzdan yakan tatillerin,günde en az üç kez duş almanın,sıcak çapmalarının ve güneş yanıklarınında mevsimidir ama neyse...
Bütün sıkıntılarına rağmen keşke bitmese denilir hep...
Kısacası hoş bir mevsimdir yaz...
Bence;
Bugün daha önce hiç denemediğiniz bir çeşit dondurma yiyin...
7 Temmuz 2011 Perşembe
Dakiklik iyidir...
Duydunuz mu?Ben duydumm...
Bir erkek bir kadını bekletirse şık bir restorana götürmeliymiş ki kadın iyi ki bekledim desin...
Peki ya bir kadın bir erkeği bekletirse nereye götürmeli ki erkek iyi ki bekledim desin...
Bence:
Kimse kimseyi bekletmesin ki gereksiz beklentilere girilmesin...
Bir erkek bir kadını bekletirse şık bir restorana götürmeliymiş ki kadın iyi ki bekledim desin...
Peki ya bir kadın bir erkeği bekletirse nereye götürmeli ki erkek iyi ki bekledim desin...
Bence:
Kimse kimseyi bekletmesin ki gereksiz beklentilere girilmesin...
Prosedür böyleyse prosedür ne?
İlaç kullanım raporu diye birşey duydunuz mu?Ben duydum(duymaz olaydım)...
Efenim;Sürekli bir hastalığa sahip olanlar bu rapordan çıkarttırıyorlar böylelikle hastalıklarının tedavisi için gerekli ilaçları sorun çıkmadan alabiliyorlar.Buraya kadar güzel ama birbirine bağlı kurumlar iletişim eksikliği içerisinde olursa işler karışıyor.Nasıl mı?Buyrun okuyun:
Diyelim ki hastasınız (İç ses:"Manyak niye hasta olsun millet gece gece insancıklara yakıştırdığı şeye bak." Yazan iç ses: "Kapa çeneni konuyu sulandırma." İlk iç ses"İyi tamam be"...!!!)
Diyelim ki hasta biri var (İç ses"Bak bu iyi" Yazan iç ses"Ya sabır!!")Bu kişi bir kuruma gidiyor tetkikleri yapılıyor teşhis konuluyor sen Y hastalığına bağlı tanımlanmamış X hastasısın ve bu ilacı kullanman gerekiyor git bu kurumun sekreterliğine bir rapor al o raporla diğer kuruma git ilacını al diyor doktor.
Kişi tamam diyor topluyor evraklarını çıkıyor doktorun bağlı olduğu kurumun sekreterliğinin karşısına ben diyor Y hastalığına bağlı tanımlanmamış X hastasıymışım yazın rapora gideyim ilacımı alayım.Tamam diyor sekreterlik yazalım ama prosedür gereği X'i yazamayız sadece Y yazacağız...Kişi ne yapsın peki diyor alıyor raporunu gidiyor ilacını almaya ben X hastasıyım bana ilaç verin diyor Tabi diyor ilaççı kurum bakalım raporuna...Görünce yazıyı olmaz diyorlar bu ilaç X hastalığı için burada Y yazıyor sana ilaç yok prosedür böyle git raporu aldığın kuruma düzeltsinler.Kişi sekreterliğe geri geliyor diyorki kabul etmediler buraya X yazın yok diyorlar olmaz biz yazamayız git doktoruna.Kişi gidiyor doktoruna raporu gösteriyor tamam diyor doktor ver raporunu ben bunu elimle yazayım diyor, kişi artık akıllı çıkıyor sekreterliğin karşına böyle kabul olur mu diyor tabi diyor sekreterlik doktorun yazsın gel bize onaylat kişi epey bir akıllandığı için arıyor ilaççı kurumu böyle olursa vericeniz mi ilacımı diyor;Tabi diyor ilaççı kurum raporu onaylat getir.Kişi sevine sevine gidiyor düzelttiriyor raporu sevinçten uça uça veriyor onaya gönlü rahat çünkü raporunda Y hastalağına bağlı tanımlanmamış X hastalığı yazıyor,onaydan gelen raporla dünyası kararıyor onayı tam X kelimesine basmışlar okunmuyor X.
Kişi ilaççı kuruma soruyor ne olacak diye geliyor yanıt anında gidin raporu aldığınız kuruma düzeltsinler prosedür böyle...
Bence
Sağlık hizmetlerinde böyle bürokratik engeller ufak tefek bazı aksaklıklar yaşansa da eskiye nazaran çok büyük gelişmeler var.Benim müdavimi olduğum hastananin bütün sağlık ekibi ve diğer çalışanları yorucu ve ağır koşullara rağmen güleryüzlü ve nazik bir şekilde yardımcı olmaya işlerini ne iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar.Kendileri ya da çocukları hasta olan ve morallerinin en dibinde sinirlerinin en üste seviyesinde olan insanlara anlayışlı ve hoşgörülüler.
Efenim;Sürekli bir hastalığa sahip olanlar bu rapordan çıkarttırıyorlar böylelikle hastalıklarının tedavisi için gerekli ilaçları sorun çıkmadan alabiliyorlar.Buraya kadar güzel ama birbirine bağlı kurumlar iletişim eksikliği içerisinde olursa işler karışıyor.Nasıl mı?Buyrun okuyun:
Diyelim ki hastasınız (İç ses:"Manyak niye hasta olsun millet gece gece insancıklara yakıştırdığı şeye bak." Yazan iç ses: "Kapa çeneni konuyu sulandırma." İlk iç ses"İyi tamam be"...!!!)
Diyelim ki hasta biri var (İç ses"Bak bu iyi" Yazan iç ses"Ya sabır!!")Bu kişi bir kuruma gidiyor tetkikleri yapılıyor teşhis konuluyor sen Y hastalığına bağlı tanımlanmamış X hastasısın ve bu ilacı kullanman gerekiyor git bu kurumun sekreterliğine bir rapor al o raporla diğer kuruma git ilacını al diyor doktor.
Kişi tamam diyor topluyor evraklarını çıkıyor doktorun bağlı olduğu kurumun sekreterliğinin karşısına ben diyor Y hastalığına bağlı tanımlanmamış X hastasıymışım yazın rapora gideyim ilacımı alayım.Tamam diyor sekreterlik yazalım ama prosedür gereği X'i yazamayız sadece Y yazacağız...Kişi ne yapsın peki diyor alıyor raporunu gidiyor ilacını almaya ben X hastasıyım bana ilaç verin diyor Tabi diyor ilaççı kurum bakalım raporuna...Görünce yazıyı olmaz diyorlar bu ilaç X hastalığı için burada Y yazıyor sana ilaç yok prosedür böyle git raporu aldığın kuruma düzeltsinler.Kişi sekreterliğe geri geliyor diyorki kabul etmediler buraya X yazın yok diyorlar olmaz biz yazamayız git doktoruna.Kişi gidiyor doktoruna raporu gösteriyor tamam diyor doktor ver raporunu ben bunu elimle yazayım diyor, kişi artık akıllı çıkıyor sekreterliğin karşına böyle kabul olur mu diyor tabi diyor sekreterlik doktorun yazsın gel bize onaylat kişi epey bir akıllandığı için arıyor ilaççı kurumu böyle olursa vericeniz mi ilacımı diyor;Tabi diyor ilaççı kurum raporu onaylat getir.Kişi sevine sevine gidiyor düzelttiriyor raporu sevinçten uça uça veriyor onaya gönlü rahat çünkü raporunda Y hastalağına bağlı tanımlanmamış X hastalığı yazıyor,onaydan gelen raporla dünyası kararıyor onayı tam X kelimesine basmışlar okunmuyor X.
Kişi ilaççı kuruma soruyor ne olacak diye geliyor yanıt anında gidin raporu aldığınız kuruma düzeltsinler prosedür böyle...
Bence
Sağlık hizmetlerinde böyle bürokratik engeller ufak tefek bazı aksaklıklar yaşansa da eskiye nazaran çok büyük gelişmeler var.Benim müdavimi olduğum hastananin bütün sağlık ekibi ve diğer çalışanları yorucu ve ağır koşullara rağmen güleryüzlü ve nazik bir şekilde yardımcı olmaya işlerini ne iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar.Kendileri ya da çocukları hasta olan ve morallerinin en dibinde sinirlerinin en üste seviyesinde olan insanlara anlayışlı ve hoşgörülüler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Ey Aşk...İlk Aşk...En Aşk...
Hayatın on altısında, kalbin baharında, Ege'nin serin sularında; Yeşil gözlerle baktı bana aşk. Ey aşk,ilk aşk,en aşk... Yıllar geç...
-
Hayatın on altısında, kalbin baharında, Ege'nin serin sularında; Yeşil gözlerle baktı bana aşk. Ey aşk,ilk aşk,en aşk... Yıllar geç...
-
21 Mart:Kimisi Nevruz der kimisi baharın başlangıcı bu tarih eskiden beri toplumlar için öne...
-
Ben bugün siyah giydim... Benden kilometrelerce uzakta oturan bir aile için üzgünüm daha sadece bir kaç gün hunharca yok edilen genç ...
