Yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Tatildeyim...

Tatile çıktınız mı?Ben çıktım...

Ve tıpkı geçen seneki gibi internet hayatımda tatile çıkmış durumda...İşte arada sırada kaçak göçek girip sanal hayat koklayıp çıkıyorum;o sebeple herkese iyi tatiller tatil dönüşü görüşelim...


Bence;
Denizde kalın...

25 Haziran 2012 Pazartesi

Sıcak!....Çok Sıcak!....

Sizin içinde hava sıcak mı?Eminim sıcaktır....

Bütün Nisan ve Mayıs ayı boyunca "Ama hadi havalar ısının artık" diye söylenmem aklıma geliyorda şimdi o günleri mumla arıyorum.Çünkü havalar öyle ısındı ki insan burnunun ucunu dışarıya çıkartamıyor.Demin radyoda spiker sıcak havaları tarif ederken klimanın yetersiz kaldığı sıcak dedi, kesinlikle aynı fikirdeyim şu anda bile son hız çalışan klimanın önündeyim bana mısın demiyor öylae sıcak yani...
Tabii bunda ülkenin en sıcak kentlerinden birinde yaşamanın da etkisi yok değil;geçen gün bir iş için öğle vakti dışarı çıkmak zorunda kaldım,bindiğim toplu taşıma aracında yanıma oturan eleman almış buz gibi bir içecek hüplete hüplete içiyor.Bir ara kendimi elindeki içeceği kapsam ne yapar ki diye düşünürken yakaladım, neyse çabuk indide kurtuldu...


Bence;

Yok bence filan, öylesine yazdım işte hava düşünmek için bile çok sıcak...

31 Temmuz 2011 Pazar

Sıcak Bir Yaz(ı)...

Yazı sever misiniz?Ben severim...

Severim ama sıcaklarını değil;Yazın rahatlığını hafifliğini severim...
Haziran geldi mi herkes bir rahatlar tatil moduna girer,daha neşeli huzurlu olur.Kavun karpuz çıksada yesek hayalleri başlar,tatil planları yapılır,pikniklere gidilir,balkonlara masa atılır.Karşı komşuyla sohbet başlar.Bütün evlerin içi dışındadır yazın.Kıyafetlerimiz bile mümkün olan en aza indirgenir ayaklarda bir özgürlük başlar.Astığınız çamaşırlar şıp diye kurur hadi yemekten sonra bir yürüyüş yapalım denir.
Dondurmanın mevsimidir yaz...
Gece geç saatlere kadar oturmanın,kısa kalp çarptıran ilişkilerin,denizin,kumların mehtap altında söylenen şarkıların mevsimidir yaz...
Tabii aynı zamanda,geceleri sıcaktan uyuyamamaların,cüzdan yakan tatillerin,günde en az üç kez duş almanın,sıcak çapmalarının ve güneş yanıklarınında mevsimidir ama neyse...
Bütün sıkıntılarına rağmen keşke bitmese denilir hep...
Kısacası hoş bir mevsimdir yaz...

Bence;
Bugün daha önce hiç denemediğiniz bir çeşit dondurma yiyin...


4 Temmuz 2011 Pazartesi

Cennet Karadeniz...

Karadeniz'e hiç gittiniz mi?Ben gittim.
Daha önce hiç görmediğim sadece övgüsünü duyduğum yerleri gözlerimle gördüm ve inanın hiç abartı yok...
Azizim o ne muhteşem bir doğadır.Yeşilin her tonu,mavinin her tonu ve yağışlı günlerde grinin her tonu...
Doğu Karadeniz semalarına yaptığımız bu seyahat Trabzon hava limanından başladı yaklaşık bir saatlik araba yolculuğuyla hedefimiz olan Rize'ye ulaştık.Daha yoldayken gördüğümüz manzara sayesinde şaşkınlığa düştük.Yolun bir tarafı deniz bir tarafı dağ.Dağlarda yeşillikler arasına serpilmiş güzel müstakil evler;eskiside var yeniside ama hepsi doğayla uyumlu görünüyorlar.

Asıl kalacağımız yer Rize olmasına rağmen Trabzon'a da sık sık gittik.Trabzon'un Forum Trabzon adında müthiş bir alışveriş merkezi olmasına ve caddelerinde  bir çok ünlü mağaza bulabilmenize rağmen ben Rize'yi daha çok beğendim.Daha ufak ve sevimli.İnsanları çok güler yüzlü ve yardımsever.Trabzon tabiki çok daha büyük dediğim gibi bir çok ünlü mağazayı bulabilirsiniz.Gümüşçüler çarşısını gezmek aklınızı başınızdan alabiliyor.Araçlara kapalı bir yolun iki yanı kuyumcular ve gümüşçülerle dolu.Trabzon işi bilezikler,kolyeler ve envai çeşit süs eşyası sizi ve cüzdanlarınızı bekliyor.Ne yazık ki takılar inanılmaz güzel olsa da çok pahalı ve bütçenizi zorlayabiliyor.İlla bir şey almak isterseniz ama bütçeniz kısıtlıysa kolye uçları ideal olabiliyor.Hediyelik alalım dersek Trabzon'daki telkari ile yapılmış eşyalar öne çıkmasına rağmen fiyat sorunu oradada var en iyisi telkariden yapılmış çeşitli boyutlardaki takunya ve terlik şeklindeki süs eşyaları.Çeşitli ebatları olduğu içinde bütçenize uygun olanını seçebilirsiniz.Özellikle Keşan denilen kumaşlardan dokunmuş elbiseler ve bandanalar çok fazla ve bütçenize uygun olanı seçmekte zorlanmıyorsuz;Rize'ye has olan ve Rize bezi diye anılan ve terletmeyip üşütmediği idda edilen kumaşlardan yapılmış giysiler,örtüler,nevresimler Rize'de bol bol var ama el dokuması olanlar bir hayli pahalı ama son derece güzeller.Ayrıca horon tepen kızdan,teknesindeki Temel Reis'e ya da bir kasa hamsi gibi çeşit çeşit buzdolabı süsleri emrinize amade.
Alış verişi kenara bırakır ve doğaya dönersek dediğim gibi muhteşem bir manzara ver.Gözünüzün görebildiği her yer yeşil ya ya da mavi özellikle Rize'de bu çok belirgin.

Oralara gidipte bir Uzungöl'ü,bir Ayder'i,bir Sümela'yı görmeden olmaz.Eee ne yaptık bizde gördük tabii.
Önce Uzungöl;Rize'den yaklaşık bir saatlik bir yolculukla ulaşılıyor ama yolu çok virajlı ve bir süre sonra insanı rahatsız edebiliyor.Yukarı çıktığınızda yürüyüşten başka yapacak pek bir şey yok yaklaşık bir saatlik bir zaman orayı gezip görmek için yeterli tabii bizim olduğumuz gibi bir manyak değilseniz gördünüz her dükkana girerseniz dört saatte ancak tur atarsınız.Bir notta havayla ilgili sakın aşağıda güneş var diye dımdızlak gitmeyin yukarısı çok soğuk olabiliyor sonra dükkanlarda şal aramayın.

Sümela çok uzun bir yolculuktan sonra varılabilen tarihi bir hazine.Arabayla epey yakınına kadar gelebiliyorsunuz ama sonraki birkaç km'yi yürümeniz gerekiyor o yüzden sağlam bir ayakkabı giymelisiniz.İçi çok güzel ama vadiye bakan odaları restorasyon nedeniyle kapalı o yüzden çok büyük bir bölümünü gezemiyorsunuz yinede büyüleyici bir yapı.

Ve Ayder Yayla'sı favori yerim.Muhteşem bir doğaya sahip temiz havasıyla son derece güzel bir yer öyleki ayrılmak istemiyorsunuz.

Tabi bu kadar gezince insan acıkıyor.İstinasız söyleyebilirim ki yemeklerin hepsi çok güzel ve hepsi çok kalorili kesinlikle üç-beş kilo alıp dönüyorsunuz.Özellikle kuymak(bir çeşit peynirli yemek,inanılmaz bir lezzete sahip)  ve laz böreği(yufka arasında muhallebi gibi günahkar bir tatlı) insanı çok fena yoldan çıkarıyor.

İlgimi çeken bir şeyde normal simitin burada yaygın olmaması Rize'liler Rize simiti adını verdikleri susamsız yuvarlak mayalanmış hamurdan gevrekler yiyorlar biraz sert olsada tadı fena değil özellikle çayla güzel oluyor.Ve tabi saç kavurma anlatılmaz yenilir...

Kısacası Doğu Karadeniz'in görebildiğim yerleri gidilesi,görülesi,hayran olunası yerler.

Bence;
Rize'de Çay Müzesini ve Etnografya Müzesi'ni gezin,kuymak yiyin,Ziraat Çay Bahçesinde organik çay için,Rize tepelerinde yer alan restoranlardan birinde manzara eşliğinde saç kavurma ve kuymak yiyin,Fırtına deresinde ayaklarınızı suya sokun ama bedava rafting yapmak istemiyorsanız dikkatli olun,kuymak yiyin,Trabzon'da gümüşçüler çarşısını gezin kendinizi şımartın,kuymak yiyin,Şehrin içindeki müzeyi,Aya Sofia'yı ve Atatürk Köşkü'nü gezin,kuymak yiyin,asla yanınızda yağmurluk olmadan dışarıya çıkmayın,yağmur yağıyor diye evde oturmayın,gri bir günde deniz kenarına gidip dalgaları izleyin ıslanmak istemiyorsanız yüksek bir yerde olun.Hava nasıl olursa olsun cennet gibi bir yerdesiniz keyfini çıkarın.Haaa birde kuymak yiyin...

Ey Aşk...İlk Aşk...En Aşk...

Hayatın on altısında, kalbin baharında, Ege'nin serin sularında; Yeşil gözlerle baktı bana aşk. Ey aşk,ilk aşk,en aşk... Yıllar geç...